|
||||||
Özgür Uçkanİstanbul Bilgi Üniversitesi'nde bilgi ekonomisi, ağ ekonomisi, enformasyon tasarımı ve yönetimi, iletişim tasarımı, tasarım yönetimi konularında ders vermektedir. Çeşitli dergilerde ve internet yayınlarında politika, insan bilimleri, medya, enformatik, kent planlaması, ekonomi, internet ve hukuk, kültür ve sanat konularında düzenli olarak makaleler yayınlamakta, çeviriler yapmakta ve kitap, rapor vb. yayınlarda bulunmaktadır. Haftalık bilgi teknolojileri dergisi Bthaber'de köşe yazarıdır.
SayfalarKategorilerArşivMevzularütopya
şebeke
ağ
askeri-endüstriyel kompleks
beat kuşağı
bilgi
bilgi ekonomisi
bilgi ve iletişim teknolojileri
demokrasi
devlet
dil
distopya
ekonomi
enformasyon
finans
göçebe
gösteri toplumu
Hacker
harita
inovasyon
internet
internet hukuku
internet sansürü
kapitalizm
karşı-kültür
kent
kriz
matrix
medya
mekan
muhalefet
network
Paul Virilio
performans sanatı
politika
post-human
rhizome
Sanat
sansür
sibernetik
Teknoloji
urbanizm
viral kültür
William Burroughs
yönetişim Ağ-Hayat (26) WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better. BağlantılarSpam Blocked |
Şehir cangılında uçan kertenkeleler: John Lurie & The Lounge Lizards (Roll, S: 5, 1996)
“Füzyon” bu müziğin adı olabilir. Ama erime, karışma, organik bir bütün oluşturma gibi “kimyasal” bir tarzdan değil, birbirine indirgenemez atom çekirdeklerinin gerilimli etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir patlamadan ya da daha iyisi ilişkiye giren parçaların hakkını veren bir tür “siklonik” kolajdan, karıştırılan iskambil destesi hışırtısının, bu “şans müziği”nin egemen olduğu bir ses “cut-up”ından söz ediliyorsa.
New York’un, kuşkusuz Rio, Buenos Aires, Mexico, Tokyo, ve daha bir çok megalopolün, bu arada herhalde İstanbul’un da jargonunda, “kerkenkele olmak” diye bir deyim vardır. Şehir bilgeliğinin her ifadesi gibi, çok şey anlatır: birine, bir şeye, bir duruma kerkenkele olunur, sahip olmadan sebeplenmenin, bir sürünüp bir uçmanın en yakışıklı yoludur. Başarılı kertenkele, otel lobilerinde cangıldaki kadar rahat eder. 10 Ekim’de Cemal Reşit Rey salonu da koca bir lobiye döndü [10 Ekim 1996]. 1979′dan beri gerektiği zaman, yusufcuk, semender, iguana, timsah, bir araya gelip hayatın bekleme salonunda performans gösteren kertenkelelerden de biz sebeplendik bu kez.
İki savaş arası bir Doğu Avrupa kabaresinden sızan tangoyla distorsiyonu aksak ritmlendiren yeraltı rockunun cazın kendisini ayrık otu misali kapladığı bir gangsta latin…. Brezilya vurmalısıyla İtalyan çellosunun, Pennysylvania sokaklarının çöp varillerinde temrin etmiş davulun her zaman aynı şeyi söylemek zorunda kalmadan anlaşabildiği rahat füzyon… (Bir kara çocuğa, Mumia Abu Jamal’in ölüm hücresinde beklediği eyalet hapishanesiyle polisin crack sattığı arka sokaklar arasında hayatın çok kısa olduğu bir şehirden İstanbul’daki bir caz festivaline kestirmeden adresi göstermesi bile bir kertenkele bilgeliği.)
Poe’nun, Burroughs’un, Brautigan’ın olduğu kadar, David Lynch’in, Dennis Hopper’ın, Jim Jarmusch’un, Ornette Coleman’ın, Don Cherry’nin, John Cale’in, Tom Waits’in, Laurie Anderson’ın ve tabii John Lurie & Lounge Lizards’ın ve adlarını burada sayamadığımız nice göçebe mahlukatın, Amerikalı oldukları kadar bizden de olmaları boşuna değil. NOTLAR: * William S. Burroughs, Şans Hayaleti, Altıkırkbeş yayın, 1996 ** Halil Turhanlı’nın, Burroughs’un ruhuna saygılı metninden kesilip yapıştırılmıştır: Müzik ve Muhalefet, Altıkırkbeş yayın, 1996, sf. 86-87 *** Cem Yegül’ün Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali broşür metninden. Bu sıkı program (Mark Dresser Trio için ayrıca teşekkürler) ve zorlu çabaları için Pozitif’i kutlamak gerek. Bu arada, Lurie ve grubunun “neyi çalmadığı”nı anladığını binbir teknik lafazanlıkla anlatan disiplin düşkünü (”başıboş kertenkeleler”!) Gültekin Karaşin’e ve bu yazıyı “caz eleştirisi” diye sayfalarına koyan Yeni Yüzyıl’a (12.10.96) buradan bir selam gönderelim. Yazarımız, “kulağını da beynini de” fazla yormasaymış da, onbeş dakika sonra konserden çıkmakla yetinseymiş iyi edermiş. Yorulmak istemeyenlere küçük bir öneri: iki doz Cage, bir doz Coleman, bir doz Velvet Underground ya da Prince, on beş dakika ara, bir doz Lurie: artık rahatlayabilir, piyasada bol bol bulunan “fake-retro” caz disklerinden ömür boyu dinleyebilirsiniz.
03.11.09 | Etiketler: anton fier, arto lindsay, Bela Bartok, big heart, Brautigan, cangıl, caz, çete, cut-up, Dennis Hopper, distorsiyon, Dixie, Don Cherry, Erik Satie, evan lurie, fusion jazz, füzyon caz, gangsta latin, gösteri toplumu, Guy Debord, jazz, Jim Jarmusch, John Cage, John Cale, john lurie, junky, Kurt Weill, Laurie Anderson, lemur, Louis Gardel, lounge lizards, mafya, Marcel Duchamp, Miles Davis, Mumia Abu Jamal, müzik, New Orleans, Nino Rotta, no pain for cakes, Ornette Coleman, Poe, rock, şehir, steve piccolo, stranger than paradise, tango, thelonius monk, Tom Waits, velvet undergroundbarfly, voice of chunk, William Burroughs | Kategori: Sanat, kültür-ler
|
“Göçebe Bilgi”Disiplin kimliğin, kimlik aklın, akıl hayal gücünün yerini almasın; düşünce disiplinler, fiiller, diller, kültürler "arası" dolaşsın diye... Bilgiyi neşelendirmek için… Zihin "göçebe"...
Tavsiye: |
||||
|
Copyright © 2010 Özgür Uçkan - Bütün hakları saklıdır - İletişim |
||||||
