Özgür Uçkan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde bilgi ekonomisi, ağ ekonomisi, enformasyon tasarımı ve yönetimi, iletişim tasarımı, tasarım yönetimi konularında ders vermektedir. Çeşitli dergilerde ve internet yayınlarında politika, insan bilimleri, medya, enformatik, kent planlaması, ekonomi, internet ve hukuk, kültür ve sanat konularında düzenli olarak makaleler yayınlamakta, çeviriler yapmakta ve kitap, rapor vb. yayınlarda bulunmaktadır. Haftalık bilgi teknolojileri dergisi Bthaber'de köşe yazarıdır.
|
(1995)
Kent ve Dil arasında, metafor-ötesi bir bağ, bir benzeşlik ilişkisi kurulabilir. Bu ilişki, hayat ve hakikat üzerinde her zaman amaçlanmamış, kimi zaman da paradoksal etkileri olan ideal kent ve ideal dil tasarımları (kurmacaları, ütopyaları) için geçerli olduğu gibi, kökenlerine inme çabalarının genellikle hipotez sınırlarını aşamadığı yaşayan (ya da yaşamış) kentler ve diller için de geçerlidir.
(Söyleşi, Platin Dergisi, Gelecex Eki, Kasım 2003, sf. 26-27)
Bugün “sanal gerçeklik” dediğimiz şeyin hakikat üzerinde hakiki etkileri oluyor. Ağ üzerinde yaşanan deneyimler gibi. Bunlar tarafımızdan algılanıyor ve düşüncelerimizi, gerçekliğe bakış açımızı, algımızı dönüştürüyor. Bu gerçek bir etki değil mi? Sanallığın gerçeklik algımızı tamamen kaplayıp kaplamayacağını bilemem, ama şimdiden zaman-mekan algımızı dönüştürdüğü bir gerçek. Artık bir [...]
(Domus M, S: 8, Aralık 2000 – Ocak 2001, sf. 36-37)
“Kentsel sit” kavramını modernist korumacı anlayışın himayesinden çıkaran ve farklı kamusallık biçimlerine, kentli katılım modellerine yol açan, planlama anlayışlarını değiştiren dönüşümler, yeni ekolojik / toplumsal sürdürülebilirlik platformları yaratabilir. Korunmalarını genellikle korumacıların unutkanlıklarına borçlu olan ve giderek tüketilen bir kentsel mirasa sahip ülkemizde, konuyla ilgili uluslararası [...]
(Express Dergisi, 1996)
Kaplan! Kaplan!, Alfred Bester, Türkçesi: Serap Şenkul Tezcan, Altıkırkbeş Yayın, Kasım 1996
Nasıl ütopya, insanlığın “olumlu” enerjisinin “şimdi”nin olumsuzluklarından soyutlanarak yansıtılacağı “hiç varolmamış” bir dünyaya gönderiyorsa, “distopya” da, “şimdi”nin sürekli ve uçsuz bir ayrılma, farklılaşma, dağılma, çözülme hareketiyle, bir ‘kendine burkulan dünya’ya dalar. Ütopya ne kadar “burada ve şimdi”nin dışına savrulursa, distopya da o [...]
(DOMUS M, S:7, Ekim-Kasım 2000)
Tüm yaşamını bir örümcek olarak geçirmeye mahkum edilen nakış ustası, ağların göçebe ruhu Arakhne ile, ilk kent planlamacısı, labirentlerin efendisi Daidolos, bugün nerede buluşurlardı dersiniz: elbette Internet’le, uluslararası kurumsal ağlarla, uydular ve fiber-optik kablolarla tüm kentleri birbirine bağlayarak küreselleşen, siber kimlikler, topluluk ilişkileri ve yeni ekonomiyle içinde “yaşamaya” başladığımız sanal AğKentte [...]
Hareket halinde bir ‘plastik’, kaygan, çoğulluklar arasında kayan çoğul bir dil, kurallarıyla değil değişkenliğiyle belirlenen ‘intermedial’ bir gramer… ‘Düşünceyi harekete geçirmek’ için, intermedial bir (plastik) grameri sürekli, her defasında başka bir tarzda yeniden keşfeden, sistemleşmiş olmayı umursamayan düşünceyi eyleme dökerek sürekli tecrübe eden bir dil, bir sanat… Terimin durağan anlamını içinden mayınlayan canlı bir “plastik”. Eylemde… Kuvvesinin farkında bir “fiil”. Düşünceyi hayati bir hakikat duyumuyla tecrübe eden bir “sanatsal” ifade… Başarı ya da sonuç gibi ölçütlerle iş görmeyen, tecrübeyi göze alan, eski tekerlek izlerinin kolaylığını bir yana bırakıp kendi açtığı yolda ilerleyen; yolunu yürürken, yolda kuran bir “göçebe” (sanat, politika, ekonomi, kültür)… Geçtiği yere temiz hava dolar. Arada olup, aradan geçerek, ikilemlerden kurtulup, kendi göçebe “yer”ini, “yersizyurdsuzlaşma vektörleri” ve arzuyla belirlenen “kaçış çizgileri” üzerinde kuran göçebe bir diller çoğulluğu…
Göçebe kalın… Ağa girin ve hayaletle etkileşin…
|
“Göçebe Bilgi” Disiplin kimliğin, kimlik aklın, akıl hayal gücünün yerini almasın; düşünce disiplinler, fiiller, diller, kültürler "arası" dolaşsın diye... Bilgiyi neşelendirmek için… Zihin "göçebe"...
İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform
|