Özgür Uçkan

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde bilgi ekonomisi, ağ ekonomisi, enformasyon tasarımı ve yönetimi, iletişim tasarımı, tasarım yönetimi konularında ders vermektedir. Çeşitli dergilerde ve internet yayınlarında politika, insan bilimleri, medya, enformatik, kent planlaması, ekonomi, internet ve hukuk, kültür ve sanat konularında düzenli olarak makaleler yayınlamakta, çeviriler yapmakta ve kitap, rapor vb. yayınlarda bulunmaktadır. Haftalık bilgi teknolojileri dergisi Bthaber'de köşe yazarıdır.

Kategoriler

Arşiv

Mevzular

Birleşik Kaplar

(Medium, İsmet Doğan, 1996 içinde)
Bileşik kaplar hiçbir zaman boş değil. Medyum masum değil. İletişim imkanını ethiğin paylaşımına dönüştürmek mümkün, iki ya da daha çok insan arasında. Bu iletişimin modelleri iki kişilik aşk da olabilir; Chiapas’da toplanan, Tarahumaras mirasçısı Zapatista’ların “Neo-liberalizme karşı 21.Yüzyıl Enternasyonali” de; sanatın göçebe sezgisiyle nüfuz edilebilir “ara-dünyalar” da… Ve tümü birden. “Şimdi [...]

Turizm Mekanı / Mekansız Turizm – Özgür Uçkan & Osman Denker

(Domus M, S: 5, Haziran – Temmuz, 2000, sf. 78 – 79)

Yolculuk, özellikle de gezi, “turizm” olarak tanımlandığından bu yana, daha önce benzerleri olmayan yeni, “özel” mekanlar gelişti. Turiste özel mekanlar… Oysa hala gidilen yere özel mekanların arayışında yola çıkmak, hatta mekansız, yalnızca yolculuk fikrinin ve eyleminin anlamına varmak için gezgin olmak da mümkün…

Göçebe Yazı’nın “yeni” serüvenleri : S/Z ve Göstergeler İmparatorluğu

(Kitap-lık, S:22, Temmuz-Ağustos 1996)
“Bir ilk ve son kitap için, Yazının Sıfır Derecesi ve Aydınlık Oda (Camera Lucida) mutlu adlar. Dehşetli mutluluk, rastlantı ve alınyazısının dehşetli bir biçimde kararsızlaştırdığı. Şimdi hüznün, bugün benimkinin ve onda her zaman duyumsadığıma inandığım hüznün içinden geçerken, Roland Barthes’ı, güleryüzlü ve bezgin, umutsuz, yalnız, derinden inançsız, incelikli, kültürlü, epikürcü, her zaman [...]

Roger Gilbert-Lecomte ve “Büyük Oyun” – II / Bir Yoksunluk Krizi Olarak Hayat

(kitap-lik, S: 27, Mayıs – Haziran 1997, Yapı Kredi yayınları, sf. 28 – 31; Yazının orijinali ve konuyla ilgili Hüseyin Alptekin ile birlikte yazdığımız diğer yazılara “Makaleler” bölümünde görüntülenebilir/indirilebilir pdf formatında erişebilirsiniz.)
Hüseyin B. Alptekin ile birlikte
Lecomte, “Oluş’a ve Kaos’ a ait olan ve onlardan gelen hakiki şiiri bulmuş”tur. “Kaynağını her zaman gerçek lirizmde bulan [...]

Hem “orada” hem “burada”: Mobil Toplum?

(Mobimag Dergisi, Şubat 2004 – 3G öncesi bir yazı…)
Atom-bireyler arasında kurulan potansiyel etkileşim ağı, ciddi bir sosyo-ekonomik dönüşüme işaret ediyor. “Bilgi çağı”, “iletişim devrimi” gibi nitelemelerin en simgesel göstergelerinden biri, hemen her sözcüğün başına takılan “e” önekiydi. Artık “m” harfi baskın: m-ticaret, m-reklam, m-borsa, m-banka, m-kütüphane, m-devlet, m-eğitim, m-sanat, m-oyun, m-terör, m-seks…

“Sanal Yaşam”, Sanal mı?

(Söyleşi, Platin Dergisi, Gelecex Eki, Kasım 2003, sf. 26-27)
Bugün “sanal gerçeklik” dediğimiz şeyin hakikat üzerinde hakiki etkileri oluyor. Ağ üzerinde yaşanan deneyimler gibi. Bunlar tarafımızdan algılanıyor ve düşüncelerimizi, gerçekliğe bakış açımızı, algımızı dönüştürüyor. Bu gerçek bir etki değil mi? Sanallığın gerçeklik algımızı tamamen kaplayıp kaplamayacağını bilemem, ama şimdiden zaman-mekan algımızı dönüştürdüğü bir gerçek. Artık bir [...]

İstanbul: “daha kurulurken yıkılan yapı”*…

Korhan Gümüş ile birlikte…
(Domus M, S: 7, Ekim – Kasım 2000)
Bir tarafta uzmanların temsil ettiği bürokratik ve meşruiyete dayanmayan bir akıl. Diğer tarafta asgari bilimsel fırsatlardan, uzmanlardan yararlanmayan bir yerleşim düzeni… Bir tür “sürekli inşaat” hali… Öyle “elektronik agora”lara, GPS sistemlerine  ihtiyaç duymayan, kendine özgü mitsel “enformasyon ağları”yla kurulan topluluk yapılarına, artık göçebe olmadıklarını unutturan, [...]

Tarihin Fay Hattı: Berlin Yahudi Müzesi

(Domus M, S:  4, Nisan – Mayıs 2000, sf. 46-47)
Her ne kadar Tarih öyle değilse de, Soy çizgiseldir. Berlin’in “karşı-anıt”ı, Yahudi Müzesi de kırık bir çizgi parçasından oluşuyor. Kırılmış bir soy, hafıza ve hatıra kırıkları… Mimarinin, sanatın, tarihin, gelecekbilimin, dilbilimin, hatta ve belki de en çok terapinin buluştuğu  bir fay hattı…

Makinedeki Hayalet: Ağ ve Sanat

Hareket halinde bir ‘plastik’, kaygan, çoğulluklar arasında kayan çoğul bir dil, kurallarıyla değil değişkenliğiyle belirlenen ‘intermedial’ bir gramer… ‘Düşünceyi harekete geçirmek’ için, intermedial bir (plastik) grameri sürekli, her defasında başka bir tarzda yeniden keşfeden, sistemleşmiş olmayı umursamayan düşünceyi eyleme dökerek sürekli tecrübe eden bir dil, bir sanat… Terimin durağan anlamını içinden mayınlayan canlı bir “plastik”. Eylemde… Kuvvesinin farkında bir “fiil”. Düşünceyi hayati bir hakikat duyumuyla tecrübe eden bir “sanatsal” ifade… Başarı ya da sonuç gibi ölçütlerle iş görmeyen, tecrübeyi göze alan, eski tekerlek izlerinin kolaylığını bir yana bırakıp kendi açtığı yolda ilerleyen; yolunu yürürken, yolda kuran bir “göçebe” (sanat, politika, ekonomi, kültür)… Geçtiği yere temiz hava dolar. Arada olup, aradan geçerek, ikilemlerden kurtulup, kendi göçebe “yer”ini, “yersizyurdsuzlaşma vektörleri” ve arzuyla belirlenen “kaçış çizgileri” üzerinde kuran göçebe bir diller çoğulluğu…
Göçebe kalın… Ağa girin ve hayaletle etkileşin…