Özgür Uçkan

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde bilgi ekonomisi, ağ ekonomisi, enformasyon tasarımı ve yönetimi, iletişim tasarımı, tasarım yönetimi konularında ders vermektedir. Çeşitli dergilerde ve internet yayınlarında politika, insan bilimleri, medya, enformatik, kent planlaması, ekonomi, internet ve hukuk, kültür ve sanat konularında düzenli olarak makaleler yayınlamakta, çeviriler yapmakta ve kitap, rapor vb. yayınlarda bulunmaktadır. Haftalık bilgi teknolojileri dergisi Bthaber'de köşe yazarıdır.

Kategoriler

Arşiv

Mevzular

İstanbul’dan Bir Cyborg Geçti: Stelarc

Stelarc 5 Haziran 2009 tarihinde Akbank Sanat’ta bir seminer verdi. 1996’dan bu yana yaptığı işlerini anlattı. Esprili, performansın antik teatralliğini ve retorik sahnesini yerinde kullanan bir performanstı. Ama sahnede konuşan, kolundaki üçüncü kulağına da konuşan bir Cyborg’du. Kendi bedeni artık kendisine ait olmayan, ağa uzayan, “Makine” ile aramızda bir “Arayüz” haline gelmiş bir Cyborg. İnsan-sonrası…

“Sanal Yaşam”, Sanal mı?

(Söyleşi, Platin Dergisi, Gelecex Eki, Kasım 2003, sf. 26-27)
Bugün “sanal gerçeklik” dediğimiz şeyin hakikat üzerinde hakiki etkileri oluyor. Ağ üzerinde yaşanan deneyimler gibi. Bunlar tarafımızdan algılanıyor ve düşüncelerimizi, gerçekliğe bakış açımızı, algımızı dönüştürüyor. Bu gerçek bir etki değil mi? Sanallığın gerçeklik algımızı tamamen kaplayıp kaplamayacağını bilemem, ama şimdiden zaman-mekan algımızı dönüştürdüğü bir gerçek. Artık bir [...]

Evrenin Yeni Belleği: Sanal Kitaplık

(ARIES, S:1, Haziran-Ağustos 2002)
Kitap, bellek olarak kağıt ortamını kullanan bir bilgi mekanıdır. Basılı yazının çizgisel ve artzamanlı mekanı. Kitabın, bellek olarak kağıttan daha “yumuşak” bir ortamı, “bit”lerin  elektronik ortamını kullanan yeni bir türü, yazının bu kez ne çizgisel, ne de artzamanlı olan bir başka mekanını ortaya çıkartmıştır: elektronik kitabın bilgi hipermekanı.

Silinen sınırlar, karışan diller: İnter-media / Performans sanatının dünü, bugünü, deneyimler…

1996 yılında yayımlanan bu yazı, performans sanatının inter-medial serüvenini ana hatlarıyla izlemeye ve Türkiye’de o dönemdeki tezahürlerinin bir dökümünü yapmaya yelteniyor.

68 – 98: “Kaotik Retorik”

(Sanat Dünyamız, S: 67, Yıl: 1998, “Dosya: Performans”, sf. 197-201)
[Oldukça "eski" olan bu yazıyı yeniden yayımlıyorum. Çünkü hem performans sanatı konusunda hala yeterince söylem üretilmiş değil hem de yazıda sergilediğim yönelim hala tazeliğini koruyor.]

Makinedeki Hayalet: Ağ ve Sanat

Hareket halinde bir ‘plastik’, kaygan, çoğulluklar arasında kayan çoğul bir dil, kurallarıyla değil değişkenliğiyle belirlenen ‘intermedial’ bir gramer… ‘Düşünceyi harekete geçirmek’ için, intermedial bir (plastik) grameri sürekli, her defasında başka bir tarzda yeniden keşfeden, sistemleşmiş olmayı umursamayan düşünceyi eyleme dökerek sürekli tecrübe eden bir dil, bir sanat… Terimin durağan anlamını içinden mayınlayan canlı bir “plastik”. Eylemde… Kuvvesinin farkında bir “fiil”. Düşünceyi hayati bir hakikat duyumuyla tecrübe eden bir “sanatsal” ifade… Başarı ya da sonuç gibi ölçütlerle iş görmeyen, tecrübeyi göze alan, eski tekerlek izlerinin kolaylığını bir yana bırakıp kendi açtığı yolda ilerleyen; yolunu yürürken, yolda kuran bir “göçebe” (sanat, politika, ekonomi, kültür)… Geçtiği yere temiz hava dolar. Arada olup, aradan geçerek, ikilemlerden kurtulup, kendi göçebe “yer”ini, “yersizyurdsuzlaşma vektörleri” ve arzuyla belirlenen “kaçış çizgileri” üzerinde kuran göçebe bir diller çoğulluğu…
Göçebe kalın… Ağa girin ve hayaletle etkileşin…